fbpx
Pazartesi , Ekim 21 2019
Anasayfa / Makaleler / Futbolcunun Dayanıklılığı

Futbolcunun Dayanıklılığı

Kavram Belirlemesi

Dayanıklılık kavramından genel olarak oyuncunun yorulmaya karşı ruhsal-fiziksel direnme yetisi anlaşılmaktadır.

Frey’e (1977,351) göre; bedensel dayanıklılık, oyuncunun bir yüklenmeyi başlatan bir uyarıma karşı olabildiği kadar uzun süre direnme yetisini, ruhsal dayanıklılık ise tüm organizmanın ya da ayrı ayrı sistemlerin yorgunluğa karşı direnme yetisini açıklar.

Dayanıklılık Çeşitleri

Dayanıklılık; görünüş biçimlerine ve inceleniş biçimlerine bağlı olarak değişik açılardan incelenmektedir.

  • Etkinliğe katılan kasların payı açısından genel ve bölgesel dayanıklılık,
  • Spor dalına özgü olma açısından, genel ve özel dayanıklılık,
  • Kassal enerji değişimi açısından, aerob ve anaerob dayanıklılık,
  • Kasların çalışma biçimi açısından, dinamik ve statik dayanıklılık,
  • Etkinliğe katılan motor zorlama biçimleri(kondisyenel yetiler) açısından, kuvvet, çabuk kuvvet, sprint kuvvetinde dayanıklılık ve süratte dayanıklılık,
  • Süresel açıdan bakıldığında kısa, orta ve uzun süreli dayanıklılık biçiminde ayrıştırılmaktadır.

Futbolda öncelikle genel ve özel dayanıklılık diğer bir değişle de aerob ve anaerob özellikle de alaktazid dayanıklılık önemli olmaktadır.

Futbolcu İçin Dayanıklılığın Önemi

Hakkinken/Kouhanen/Komi(1987)’nin yaptığı araştırmanın gösterdiği gibi, haltercilerin bile kapsamlı ve yüksek şiddette bir antrenmanı gerçekleştirmek için yeterli düzeyde geliştirilmiş olan temel dayanıklılık düzeyine gereksinimleri bulunmaktadır.

Bu bağlamda; koşucularda ve futbolcularda temel dayanıklılığın geliştirilmesi, “acaba geliştirilmesi gerekli mi” sorusu yerine “acaba hangi kapsamda antrenman yüklenmesi ile gerçekleştirilmesi gerekli” sorusunun yanıtlanmasına bağlı olarak sağlanmaktadır.

Niceliksel(Sayısal) İnceleme: Koşma Mesafeleri ve Koşma Yoğunlukları (Şiddeti)

Dayanıklılığın futboldaki öneminin günümüzün anlayışı ile yorumlanması, öncelikle mesafelerde ve koşulardaki yoğunluğun sayısal açıdan incelenmesini gerektirmektedir.

Futbol Karşılaşması Sırasında Koşma Mesafeleri ve Koşunun Yoğunluğu

Futbolcuların, karşılaşma içerisindeki koşma mesafelerinin, 60’lı yıllardaki değerleri ile günümüz futbolundaki değerleri karşılaştırıldığında, on yıllarda ve son on yılda alışılmamış düzeyde kapsam ve yoğunluk (şiddet) artışı gözlenmektedir. 60’lı yılların incelenmesi günümüz koşu kapsamına göre, bu değerlerin yalnızca orta düzeyde bir kapsam olduğunu göstermesi yanında özellikle de çok fazla ayrıntılı olmamasına karşın “koşu” ve “hızlı koşu” uygulamaları içinde karşılaştırma olanağı sağlamaktadır.

Bilgisayar destekli video analizleri aracığıyla günümüzde tüm verilerin değerlendirmesi kesin bir biçimde gerçekleştirilmektedir. Oyuncunun bireysel verim yetisine ve oynadığı lig düzeyine bağlı olarak ortalama koşu süresi, günümüzde 9-12 km. dolayındadır. Bu değer bazı sporcularda bir karşılaşma süresinde 14 km’nin üzerine çıkmaktadır (Winkler 1985). Karşılaşma süresince yapılan sprint koşuları ise 500-3000 m arasında değişmektedir. Bu veriler 100 karşılaşmanın irdelenmesine dayanmaktadır. Gerisch/Rutemöller/Weber (1988) yaptıkları araştırma; amatör ligde ortalama koşu mesafesinin 9050 ± 969 m ve bu mesafenin de yaklaşık 1500 metresinin de 5 m/s’nin üstündeki hızlarda gerçekleştirildiği göstermektedir. Bu değerlerin; Palfai (1962)’nin yaptığı araştırma ile karşılaştırılması yapıldığında, toplam koşu mesafesi değerinin yüzde olarak çok artığını ve buna bağlı olarak da dayanıklılık yetisine olan gereksiniminde yükseldiği görülmektedir. 1962 yılından günümüze kadar ortalama koşu mesafesinde her yıl için %10’luk bir artış yüzdesi olduğu belirtilmektedir(Bauer 1990).

Yapılan bir çalışmada hareket uygulamalarının dağılımı şu şekilde olmuştur. Karşılaşma toplam süresinin büyük bir bölümü, yürüme ve hafif koşu (%83-88),az süreli hızlı ve sprint koşu(%7-10) ve düşük bir kapsamda duruşlarla (%4-10) geçmektedir. Benzer biçim de Mayhew/Wenger (1985) yaptığı araştırma da toplam sürenin yürüme (%46,4),yavaş koşu (%38,0), hızlı koşu/sprint (%13) ve duruşlarında (%2,3) oranlarında dağıldığını göstermektedir.

Futbol oyuncuları; durarak ya da hareketli olarak yaptıkları hareket eylemleri ile oyun koşullarına bağlı olarak “topu etkin bir biçimde” yönlendirmek istemektedir. Bu topu etkin bir biçimde yönlendirmeyi 90 dakika boyunca sürdürebilmek için üst düzeyde geliştirilmiş bir aerob dayanıklılık düzeyi gerekmektedir.

Ayrıca sporcular görece kısa süreli olan, buna karşın sonucu etkileyebilecek hızlı koşu, sprintler ile topu almak, vermek ve rakibi denetleyerek eylemde bulunmak içinde etkinlikler uygulamaktadırlar. Bu tür eylemlerinde başarı düzeyi yüksek düzeyde anaerob kapasitelerine sprint yetisinin temel belirleyicisi olarak, teknik ve taktik uygulama yeterliliklerine bağlanmaktadır. Bu çok kısa süren etkinliklerde istenilen düzeyde uygulama gerçekleştirmek içinde, temel dayanıklılık düzeyinin üst düzey gelişmiş olması, belirleyici bir özellik olarak görülmektedir. Bu bağlamda üst düzeyde geliştirilmiş bir aerob dayanıklılık düzeyi, bir takımın başarılı olması için temel koşulları oluşturması açısından önemli olmaktadır (Dickhut ve ark. 1981).

Temel olarak futbolculardan yeterince gelişmiş bir temel dayanıklılık düzeyi istense de, atletizmdeki dayanıklılık sporcularıyla karşılaştırılacak bir dayanıklılık verim yetisi düzeyi de beklenmemelidir. Çok fazla dayanıklılığa yönelik bir antrenmanda, kasın özelliklerinin bu yüklenmeye uyum göstereceği, diğer bir değişle futbolcuların hız ve çabuk kuvvet özelliklerinin bu değişime uyum göstererek kötüleşebileceğini de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu durumun futbolcuya, dayanıklılık koşucularına benzer koşullara ulaşmasını sağlamasına karşın ortalama üstü bir futbolcu olmanın koşullarını oluşturmaya olanak tanımadığı da, somut bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır (Hollmann vd. 1981). Ayrıca spor uygulamalarında Pele, Di Stefano, Beckenbauer, Maradonna, Gullit, Matthaus vb. gibi üst düzeyde yetenekli olan sporcularda, dayanıklılık yetisinin üst düzeyde olmasından çok, topla oynama yeteneklerinin gelişmiş olduğu görülmektedir.

Bir Karşılaşma Sırasındaki Koşu Kapsamı ve Yoğunluğunun Oynama Bölgelerine Göre Dağılımı

Orta saha oyuncuları savunma ve hücum eylemlerindeki yönlendirici işlevlerine bağlı olarak çok daha yoğun bir koşu özelliği ortaya koymaktadırlar. Buradan çıkan sonuca göre karşılaşma bölgesine özel koşu özellikleri olduğu söylenebilir.

Niteliksel İnceleme: En uygun gelişen genel ve özel dayanıklılığın futbolcunun verim yetisinin çeşitli etmenleri üzerindeki etkisi genel bakışla temel dayanıklılığın önemi iyi ya da yeterince geliştirilmiş bir temel dayanıklılık aşağıdaki belirtilen etkileri ortaya çıkartmaktadır:

Bedensel Verim Yetisinim Artması: İyi gelişmiş bir temel dayanıklılık, hem karşılaşmanın verim düzeyine, (özellikle genel ve özel dayanıklılık) hem de antrenmandaki yüklenebilirliğe olumlu etki yapmaktadırlar. Yorgunluğun erken ortaya çıkması olası antrenman süresini kısaltmaktadır. Bu durum da yoğun bir antrenman programının gerçekleştirilmesini olanaksız kılmakta ve kullanılacak antrenman yöntemlerini ve antrenman içeriklerini sınırlamaktadır.

Dinlenme yetisinin uygun duruma getirilmesi: Dayanıklılık antrenmanlı futbolcunun organizması, ortaya çıkan yorgunluk maddelerini daha çabuk giderebilmekte, daha yoğun bir antrenman oluşumunu ve daha etkin bir biçimde karşılaşmaya katılımı sağlayan enerjinin kullanımını kolaylaştırmaktadır. Ayrıca oyuncu antrenmandan ve karşılaşmadan sonra daha hızlı toparlanabilmektedir. Etkin bir biçimde verim düzeyini geliştirmeye yönelik bir eylemden sonra dinlenme süreçlerini olumlu yönde destekleyen genel bir metabolizma durumuna geçmeyi de kolaylaştırmaktadır. Böylece de sporsal yüklenmeden sonra normale dönme süreçlerinin kapsamını ve hızını en uygun duruma getirmenin koşulları sağlanmaktadır.

Spor yaralanmalarının en aza inmesi: Daha iyi antreneli oyuncular erken yorulanlardan daha az spor yaralanmasına maruz kalmaktadırlar. Bunun temel nedeni oyun etkinlikleri içerisinde hücumda ve savunmada “diri” kalmalarına bağlı olarak doğru bir biçimde tepkimeler ile daha az riskli eylemlerde bulunmaları yatmaktadır. Bu oyuncularda spor yaralanmasından koruma sağlayan, etkili bir refleks sistemi tarafından denetlenen, kasların ve tendonların esneklik düzeyi yeterli bir düzeyde kalmaktadır.

Ruhsal yüklenebilirliğin artması: Dayanıklılık antreneli oyuncular yüklenme ve baskılara karşı daha dayanıklı ve daha fazla ruhsal devamlılık sergilemektedirler. Oyuncu sık sık ortaya çıkan motivasyon sorunlarına, olumsuz yönde değişen ruh durumuyla başa çıkarak başarısızlıkları giderebilecek durumda bulunmaktadırlar.

Teknik hata yapmada azalma: Dayanıklılık antreneli oyuncu karşılaşmanın sonuna kadar oyuna yoğunlaşır, dikkatlidir ve kararlarında ve eylemlerinde hızlıdır. Bu durum kendi teknik hata düzeyinin ( paslaşma ya da top sürmedeki top kayıpları, ” teknik başarısızlık ” nedeniyle “yüzde yüzlük” durumlardan yararlanamama vb.) düşük olmasını sağlamaktadır.

Sürekli yüksek tepki ve eylem hızı: Daha iyi dinlenme yetisi ve buna bağlı olarak yorgunluk verici maddelerin daha az birikmesi nedeniyle, merkezi sinir sistemi işlevini gerçekleştirmeyi daha kolay sürdürmektedir. Uygun bir eylem hızı için başlıca koşullardan olan algılama, önceleme, karar verme ve tepki hızları, antrenman veya karşılaşma süresince verim yitimine uğramadan kalmaktadırlar. Hücum oyuncuları son dakikaya kadar ” tamamen uyanık” bir biçimde yoğunlaşmış ve dikkatlidir ve düdük çalmadan önceki son saniyelerde bile gol atabilmek için tüm olanakları kararlılıkla kullanmaktadır. Savunma oyuncusu ise bitiş düdüğü çalınana kadar rakibini gol atmasını önlemek için ” rakibini tutabilmektedir”.

Yorgunluğa bağlı taktik hata davranışlarından sakınılması: Dayanıklılık antreneli oyuncuda yorgunluk yapıcı maddelerde aşırı artma olmadığından dolayı taktik yönden oyun yaklaşımını uygulamada zorlanmamaktadır. Liesen’in (1983 ve 1985) araştırmalarının da gösterdiği gibi, kondisyona bağlı eksiklikler sporcunun erkenden asidoz ortama girmesine ve 6-8 mmol/l laktat değerlerinde bile teknik-taktik hata yapmaya eğilimli olmasına yol açmaktadır.

Daha dengeli sağlık: Dayanıklılık antreneli “sağlıklı” oyuncu bağışıklık sistemine bağlı savunmasını geliştirerek, diğer bir değişle nezle, öksürük, grip vb. bulaşıcı hastalıklara daha az yakalanmaktadır. Böylelikle antrenman ve karşılaşma açıkları nedeniyle gereksiz verim kayıplarına uğramamaktadır.

Dayanıklılığın çeşitli olumlu yanlarının yanında, aşağıda verilenler de geçerlidir:

  1. Futbolcular için dayanıklılık verim yetisini maksimal düzeyde geliştirmek hiçbir zaman temel amaç olmamalıdır. Dayanıklılık yetisinin gelişim düzeyi futbola özgü bir yapıda olmalıdır. Diğer bir değişle de dayanıklılık uygun biçimde geliştirilmelidir. Aşırı bir dayanıklılık antrenmanı, öncelikle amatör takımlarda sınırlı antrenman süreleri olmasından dolayı sıkıntılıdır. Bu durum zorunlu olarak futbol antrenmanında temel belirleyici olan içeriklerin, diğer bir değişle de teknik-taktik eğitim ile hazırlık ve antrenman karşılaşmalarının bütünleşik eğitiminin gözardı edilmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle aşırı olarak yönlendirilmiş dayanıklılık verim yetisinin oyun antrenmanının üzerinde yapacağı yüklenmelerin önceden belirlenmiş olması temel bir zorunluluktur. (Bremer 1985).
  2. Dayanıklılık antrenmanının tek başına temel bir amaç olarak yönlendirilmemesine ilişkin bir neden ise çok fazla geliştirilmiş olan dayanıklılığın futbolcuların hız ve çabuk kuvvet yetileri üzerine yapacağı olumsuz etkilerdir. Diğer bir değişle kim çok fazla dayanıklılık antrenmanı yaparsa yavaşlamaktadır. Bunun nedeni ise kaslarda hız yetisi ile ilgili değişimlerden daha çok dayanıklılık yetisi ile ilgili biyokimyasal değişimlerin oluşmasıdır (Dickhuth vd. 1981). Çok özel koşullarda hızlı kasılan kas fibrilleri -patlayıcı çıkışlar, sıçrama ve şut için belirleyici olan- yavaş kasılan fibrillerine dönüşmektedir. Böylece de önemli bir biçimde sürat yetisi geliştirme koşulları üzerinde etkilemeler yapılmış olmaktadır (Howald 1987).
  3. Son olarak da özellikle üst düzey futbolda geçerli ve dayanıklılık antrenmanının özel bir biçimi olan çok yüksek yoğunlukta ve şiddette uygulanan süratte devamlılık antrenmanının temel dayanıklılıkta azalmaya ve buna bağlı olarak da dinlenme yetisinde kötüleşmeye, çok özel koşullarda da aşırı antrenman durumuna doğru yönlendirmelere neden olacağı söylenebilmektedir. Aşırı antrenman durumu ile yalnızca genel verim yetisinde azalma değil özellikle de verim hazırlığı (psikolojik ve toplumsal) ile oyuncuların karar verme niteliklerinde kötüleşmelere neden olmaktadır. Urhausen/ Kindermann (1987), yaptıkları araştırmada aşırı düzeyde artırılmış olan genel antrenman kapsamında dinlenmede ve protein oluşturucu madde değişimde önemli bir işlevi olan erkeklik hormonu testesteron’un düzeyinde bir azalma olduğunu ortaya koymuşlardır.

Kaynak: Futbolda Kondisyon Antrenmanı, J.Weinneck

Yorumlar

Yorum

Yazar admin

İlginizi Çekebilir

Engelli Sporcular İçin Uzun Vadeli Sporcu Gelişimi

Engelli sporcuların “engel”leri ya doğuştan gelir (kongenital engeller) ya da daha sonradan oluşur (sonradan olusan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X